Güneş Enerji Panelleri

Adana’nın Şehir Hastanesi Güneş Enerjisi ile Aydınlanıyor

Güneş Enerjisi Sistemleri Bünyesinde 5 hastane bulunan 1.550 yatak kapasiteli Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, çevre dostu ve tasarruf sağlayan uygulamalarıyla da farkındalık oluşturuyor. Yapılan basın açıklamasında, “Kamu Özel İşbirliği” (PPP) modeli ile işletilen hastanede, Rönesans İşletme Hizmetleri tarafından hayata geçirilen uygulama ile güneşten enerji sağlanıyor.

Bünyesinde 5 hastane bulunan kampüste, FTR binasının çatısında, “güneş ışığından doğrudan elektrik enerjisi elde edilmesine dayalı sistemler” olan fotovoltaik paneller bulunuyor. Bu sayede elde edilen enerji, hastane bahçesinin önemli bir bölümünün aydınlatılmasında kullanılıyor.

Aydınlatmanın gün ışığının bitimi ile birlikte otomatik olarak devreye girmesi için de “güneş ışığı veya gün ışığı alınmadığı zaman mekân aydınlatmasını yakmak üzere tasarlanan otomatik ışıklar” olan “Gün Işığı Sensörü” kullanılıyor. Bu sayede gereksiz enerji kullanımının da önüne geçiliyor.

Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bu uygulaması ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yanı sıra Kamu Hastaneleri Birliği’nin de sürdürülebilir çevre için ihtiyaç duyduğu çevre dostu teknolojilerin kullanımının kamu binalarında yaygınlaştırılmasına örnek oluyor.

Güneş Panelleri Altında Çiftçilik, Su Tasarrufu ve Verimlilik Sağlıyor

Güneş Panelleri – Nature dergisinde yer alan araştırmaya göre, gelen güneş ışığı, hava sıcaklığı ve bağıl nem oranına dayanarak, mevcut ekim alanlarının “en yüksek fotovoltaik potansiyeline sahip arazi örtüsü” olduğu tespit edildi. Çalışma, PV dizisi altında ekilen biber, kiraz domatesi gibi bitkilerin daha verimli yetiştiğini gösterdi. Araştırmacılar, ortalama üç aylık yaz mevsimi boyunca, toprak yüzeyinin üzerine monte edilen sensörler aracılığıyla, toprağın yüzey sıcaklığını, havanın nemini ve gelen ışık seviyelerini gözlemledi.

Agrivoltaik sistem olarak adlandırılan ve tarım alanlarına güneş panellerinin yerleştirildiği uygulamalarda, PV panelleri ile daha soğuk gündüz sıcaklıkları ve daha sıcak gece sıcaklıklarına ulaşıldı. Eşit sulama oranlarına sahip olan geleneksel ekim alanı ile agrivoltaik alanı karşılaştıran araştırmacılar, iki farklı sulama senaryosu (günlük sulama ve her iki günde bir sulama) ile agrivoltaik sistemlerin daha düşük buhar basıncı sağladığını ve havada daha fazla nem bulunduğunu tespit etti.

“Su kullanımı azalırken üretimde artış sağlandı”

Gıda mahsulleri güneş panellerinin gölgesinde daha verimli büyürken PV panelleri altındaki chiltepin biberinin üretimi üç kat; domates üretimi ise iki kat daha fazla gerçekleşti. Aynı zamanda, her sulama etkinliğinin mevcut tarım uygulamalarında olduğu gibi uzun sürelere ulaşmasına gerek olmadığı ve su kullanımı azaltılırken gıda üretim düzeylerinin ise korunabileceği belirlendi.

ABD’nin Arizona eyaletinde çalışmalarını sürdüren araştırma ekibi, agrivoltaik yaklaşımın ülkenin diğer bölgelerinde ne kadar iyi çalışabileceğini ve bölgesel politikalarda yeni yaklaşımların benimsenmesinin nasıl teşvik edileceğini değerlendirmek üzere, ABD Enerji Bakanlığı Ulusal Yenilenebilir Enerji Laboratuvarı ile birlikte çalışmalarına devam ediyor.

TOTAL, 5 bin istasyona güneş paneli kuracak

Total, 800’ü Fransa’da olmak üzere dünya çapında 5 bin akaryakıt istasyonunun toplam 200 MW kurulu güce sahip olacak güneş panelleriyle beş yıl içerisinde donatılması için bir program başlatıyor.

5 bin akaryakıt istasyonuna kurulacak güneş panellerinin toplam kurulu gücünün 200 MW olması planlanıyor. Güneş panellerini, Total’in iştiraki California merkezli SunPowertedarik edecek. Söz konusu projenin yatırım maliyeti ise 300 milyon dolar olarak açıklandı. Bu yatırımla karbon emisyonlarının yılda 100 bin ton azaltılması ve elektrik faturasından da yıllık 40 milyon dolar tasarruf edilmesi hedefleniyor.

Geleceğimiz İklim Değişikliğini Önlemeye Bağlı

Daha fazla nüfus, daha fazla tarım alanları, daha fazla et tüketimi, trafikte daha fazla yakıtla çalışan araçlar… Dünya İklim Konseyi (İPCC) küresel ısınmanın önlenmesi için acil tedbirler alınması gerektiğini açıkladı. Aksi halde gelecek karanlık.

İKLİMİN korunması kısa bir süre öncesine kadar bir grup çevreci örgütlerin ötesine geçmiyordu. İklim krizi, şimdi ise insanlığın geleceğine yönelik reel bir tehdit oluşturmaya başladı. İklim değişikliğini önlemek 21’inci yüzyılın asıl ödevi olarak görülüyor.

İklimin korunması için toplumsal bir bilinç oluşmakta. Bunu fark eden hükümetler ve siyasi partiler, iklimi korumayı programlarının ana konusu yapmaya başladı.
Almanya’da daha önce çevre konusuna tamamen yabancı olan Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU), şimdi en çevreci parti olma yarışında.
CSU Lideri Markus Söder, iklimi koruma amacıyla tren biletlerinin ucuzlatılmasını ve şehirler arası uçak trafiğinin kaldırılmasını istiyor.

İKLİM SEFERBERLİĞİ
Tüm dünyada yüzlerce belediye iklim değişikliğine karşı acil önlemler alma çağrısıyla bir seferberlik hareketi başlattı. Yüz gün önce kurulan iklim seferberliğine Almanya’dan katılan belediyelerin sayısı her geçen gün artıyor. Belediyeler iklim seferberliği çerçevesinde bir dizi çevre koruma önlemleri alıyor. Bunun başında şehirlerde daha çok otoyol şeridinin bisiklet yoluna dönüştürülmesi, şehir içinde otopark ücretlerine ağır zamlar, iklim dostu binalar yapılması, güneş enerjisi ağının genişletilmesi ve kentlerin daha fazla ağaçlandırılması geliyor. İklim seferberliği çağrısına ilk katılan Almanya’nın Konstanz kenti oldu. Hemen ardından Köln, Kiel, Saarbrücken, Bochum, Karlsruhe, Düsseldorf, Gelsenkirchen, Bielefeld, Münster gibi kentler geldi.

ACİL DEĞİŞİM

İklim bilincinin toplumda gelişmesi, ‘Gelecek için her cuma’ adlı okul grevlerine borçlu. İsveçli Greta Thunberg’in Ağustos 2018’de İsveç Parlamentosu önünde başlattığı oturma eylemi, kısa zamanda tüm Avrupa’ya yayıldı. Öğrenciler, “Geleceğimiz için iklim çok daha önemli” diyerek, cuma günleri okula gitmeyip gösteriler düzenledi.
İklimi korumada en çok tartışılan konuların başında ise tarım ve orman ekonomisi geliyor. Dünya İklim Konseyi (İPCC) beş gün önce yayınladığı son raporunda, beslenme alışkanlıklarının ivediyen değişmesi gerektiğini, aksi takdirde geleceğin karanlık göründüğünü, iklim değişikliğinin doğa üzerindeki etkilerinin çok korkunç olacağını uyardı.
Tarım ve orman ekonomisi küresel ısınmada sera gazı salımının yüzde 23’üne neden oluyor. Buna dizelle çalışan traktörler ve gıda ürünlerinin işlenmesinde kullanılan enerji tüketimi de eklendiğinde, ısınmanın üçte biri yanlış tarım ekonomisinden kaynaklanıyor.

TARIMDA DÖNÜŞÜM ŞART
Almanya Çevre Bakanı Svenja Schulze, “Üzerinde yaşadığımız toprağı öyle kullanıyoruz ki, yıkıma gidiyoruz. Henüz geç olmadan harekete geçmeliyiz” dedi. Deutschlandfunk radyosuna konuşan Schulze, iklim değişikliğini ülkelerin tek başına önleyemeyeceğini, bunun için uluslararası çaba gerektiğini söyledi: “Eski çöplüklerde metan üretiliyor. Metan çok tehlikeli sera gazı salıyor. Gelecek 10 yıl içinde belediyelerin çöp tesislerini modernleştirmesi için destek vereceğiz. Biz Brezilya’dan soya alıyoruz. Onlar bunun için ağaçları kesiyorlar. İklime zarar veriyorlar. Biz soyayı hayvan yemi olarak kullanıyoruz. Daha sonra eti Çin’e ihraç ediyoruz. Bu sağlıklı bir durum değil. Toprağa zarar veriyor. O nedenle hayvan beslemeyi alanla sınırlı tutmak lazım.”

GÖÇÜYORUZ

Amazon ormanlarında 1970 yılından beri Türkiye yüz ölçümü kadar ormanlık alan yok oldu. Toplam yüzde 17’lik bir orman alanı yok olmuş durumda. Araştırmacılar yağmur ormanlarında kaybın yüzde 20 ile yüzde 25 sınırına ulaşması durumunda bir daha geriye dönüşün mümkün olmayacağı görüşünde.
İklim değişikliğinin yol açtığı kuraklık, aşırı sıcaklar, su ve gıda maddeleri kıtlığı giderek artıyor. Dünyada 820 milyon insan kıtlık içinde yaşıyor. Buna ek olarak dünya nüfusunun 7.7 milyardan 10 milyara çıkması bekleniyor. Ekonomik kıtlıkla birlikte dünyada göç hareketleri kontrol edilemeyecek boyutlarda büyüyor.
1990-2017 yılları arasında dünya nüfusu yüzde 42, göç ise yüzde 69 arttı. Birleşmiş Milletler raporuna göre 2018 yılı sonunda dünya çapında 70.8 milyon insan göç halinde.
21’inci yüzyıl insanın varlığını belirleyecek bir yüzyıl olacak. Celal Özcan/Hürriyet

Yeni dönem başlıyor! Vatandaş fazlasını satıp para kazanabilecek

Evlerin, apartmanların, iş yerlerinin çatılarına kurulacak güneş panelleri ile herkesin elektrik üreticisi olmasının yolu açıldı. Taslak düzenlemeye göre, küçük üreticiler de çatılarına panel kurarak kendi elektriğini üretebilecek, ihtiyaç fazlasını şebekeye vererek para kazanabilecek.

Panel maliyetlerinin düşmesiyle yaygınlaşması beklenen uygulamadan fabrikaların da yararlanması bekleniyor.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 10 KW’ye kadar üretim yapan güneş enerjisi panellerinin sisteme enerji satabilmesini sağlayan düzenleme için taslak hazırladı.

Özellikle apartman ve siteleri ilgilendiren düzenlemeyle, vatandaşlar güneşten kendi elektrik ihtiyacını karşılayabilecek, ihtiyaç fazlası elektriği şebekeye vererek para kazanabilecek. Taslağa göre, uygulamadan yararlanmak isteyenler şebeke işletmecisine başvuracak. Güneş enerjisi üretim tesisi, tüketim tesisinin ölçüm noktasından dağıtım sistemine bağlanacak. Her abonelik için bir başvuru yapılacak. Elektrik şirketleri çağrı mektubuyla taleplere karşılık verecek. Projenin onaylanmasından sonra 90 içinde kurulacak sistem resmi kurumlara onaylatılacak.

Kiracı da yapabilir

Lisanssız üretim kapsamındaki uygulama için tapu ya da asgari iki yıl süreli kira sözleşmesi istenecek. Birden fazla kullanıcının bulunduğu apartman, site gibi yerler için noter onayı gerekecek. Çatı uygulaması kapsamında kurulacak paneller için gerek duyulması halinde imar mevzuatı çerçevesinde belge istenebilecek. Bundan sonra sözleşme imzalayan kullanıcılar, sayaç taktırarak sisteme elektrik verebilecek.

Sektörün önünü YEKA açtı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Türkiye’nin en büyük güneş enerjisi santralinin kurulacağı Karapınar Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) ihalesinde, geniş enerjisinin önemini vurgulamıştı. Albayrak, “Bu alanda, Türkiye’nin dünya ile rekabet edebilecek bir enerji sektörünün önünün ardına kadar açıldığını düşünüyorum. Çünkü önümüzdeki aylarda benzer bir ihaleyi inşallah rüzgar enerjisinde de yapacağız. Türkiye’de bu ve benzeri yatırımların teknoloji ile gelişmesi, büyüyen Türkiye idealine çok önemli hizmetler edecek. bugün itibarıyla güneş enerjisinin çılgın projesi diyeceğimiz ve dünya üzerinde kurulu en büyük fotovoltaik saha dediğimiz bin megavatlık bir yatırımdan bahsediyoruz. Bu tarz, büyük bir yatırım Türkiye ekonomisinin, Türkiye enerji sektörünün büyüklüğü açısından da çok önemli bir mesaj veriyor. Bu ihaleleri gerçekleştirirken, çıkan sonucun ekonomik değeri nedir diye baktığımızda, çok tarihi bir resim ortaya çıkıyor. Daha düne kadar güneş enerjisinde üretilen elektriğin teşviki ile birlikte uyguladığımız fiyat politikası 13.3 cent alım garantisinin üzerine yerli ekipman kullanımına bağlı 19.5 cent olarak uygulanan bu enerjinin maliyet politikası, bugünkü ihaleyle 6.99 cente düşerek, neredeyse üçte biri rakamla tarihi resmi bir başarıyı ortaya koyuyor” demişti.

Apartman giderini karşılayacak

Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Genel Sekreteri Hakan Erkan, hazırlanan düzenlemeyle, lisanssız güneş enerjisi için gereken 6 – 8 aylık sürenin kısalacağını söyledi.

Küçük kullanıcı için sürecin basitleşeceğini ifade eden Erkan, “Basit, hızlı şekilde çatılara kurulacak. Fabrikaların çatılarına kurulacak. Güneş çatılardan yükselecek” dedi.

Yeni inşaatların, toplu konut projelerinin yanı sıra villaların da düzenlemeden yararlanabileceğini belirten Erkan, öncelikle apartman giderlerinin bu yolla karşılanabileceğini söyledi. Erkan, güneş enerjisinin yaygınlaşması için maliyetin düşürülmesi için de bazı ek çalışmaların yapılması gerektiğini kaydetti.

Şu anda güneş santrali kurmak için 10 yıllık elektrik faturası kadar para ödenmesi gerektiğini belirten Erkan, bunun 3-4 bin dolara denk geldiğini söyledi. Güneş panellerinin önümüzdeki dönem yüzde 30-40 ucuzlamasını beklediklerini ifade eden Erkan, bankaların da mikro kredi sağlamasıyla güneş enerjisinin yaygınlaşacağını belirtti. Erkan, yerli üreticiye destek verilmesiyle, güneş enerjisinin daha da ucuzlayacağını kaydetti.

10 milyon çatı var

Fikirtepe’deki konut projesinde güneş enerjisinin yüzde 5 oranında zorunlu kılındığını hatırlatan Erkan, EPDK düzenlemesinin hayata geçmesiyle 100-200 bin çatılık projelerin hayata geçmesinin mümkün olduğunu dile getirdi. Türkiye’de 10 milyon çatı olduğunu belirten Erkan, “Güneşle su ısıtmada dünya üçüncüsüyüz. 5 yıllık süreçte güneş enerjisi de her yerde olacak” dedi. Erkan, fabrikaların da vergi muafiyeti gibi olanaklar sağlanması halinde güneş enerjisine geçebileceğini ifade ederek, “Orada da patlama olacaktır” diye konuştu.

Hedef tamamen yerli panel üretimi

Ali Ayan GestEnergy Genel Müdürü ve GESTED yöneticisi

“Güneş enerjisini herkes öğrendikçe yaygınlaşacak. Elektrik parası sıfırlanacak, faturalara da yansıması olacak. Maliyetler düşecek. Yerli panelin yaygınlaştırılması için çalışma içindeyiz. Çatılarda kullanım için komisyonlar kuruyoruz. Neyi nereden almaları gerektiğine de halka anlatacağız. Güneş panellerinin camını ve çerçevesini Türkiye’de üretiyoruz, geri kalanını ithal ediyoruz. YEKA projesi ile yerli hücre ve panel fabrikası kurulması öngörülüyor. Bir sonraki aşama tamamen yerli panel olacak.Türkiye buna hazır, bunu üretebilir. Yerli üreticinin 1 GW’lık potansiyeli var. Güneş enerjisinin kullanım alanı çok geniş. Hastanelerden ve okullardan talep var.

Büyük potansiyel var

Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları arasında güneş enerjisi çok önemli bir potansiyele sahip. Buna karşın 2016 yılı sonu itibarıyla 78.500 MW kurulu güç içinde güneş enerjisi yüzde 1’lik pay alabiliyor.  Türkiye yıllık 2.737 saat güneşlenme süresi karşılığında güneşten sadece 860 MW enerji elde ediyor.

Milliyet Nisan 2017

Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Yenilenebilir Enerji Destekleri

2016 yılında proje kabulüne başlanacak olan IPARD II 1.Başvuru Çağrı İlanı yayınlandı. Finansmanı AB ve Türkiye tarafından ortak karşılanan yenilenebilir enerji üretimine yönelik yatırımlara mali destek hizmeti verilecektir. Destekler 42 ili kapsayacak olup Afyonkarahisa, Ağrı, Aksaray,Amasya, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çnkırı, Çorum,Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Hatay, İsparta, K.Maraş, Karaman, Kars, Kastomonu, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Nevşehir, Ordu, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Uşak, Van, Yozgat olarak belirlenmiştir.

İpard

İşte Toyota ve Intel Arasında İş Birliği Hakkındaki Detaylar

Toyota, bağlantılı otomobillere bir ekosistem geliştirmek için Intel ve bir dizi teknoloji ve otomotiv firmasıyla işbirliği yapıyor. Kendinden sürücülü araç verilerini paylaşarak, şirketler, bulut bilişim sistemine dayalı haritalar ve geliştirilmiş sürücü yardım sistemleri geliştirmeyi hedefliyor. “Automotive Edge Computing Consortium” olarak anılan birliğin tamamlanması ile Ericsson, Japon otomobil parçaları üreticisi Denso Corp ve telekomünikasyon firması NTT DoCoMo arasında olacak.
Pratikte, otonom araç alanına giriş ve firmalar arasındaki iş birliği aynı derecede yaygın. Alphabet’den Waymo ve GM, Lyft ile iş birliği kurarken, Renault ile Nissan’ın arası samimileşiyor. Aynı zamanda, Çin’in arama motoru devi Baidu, hemen hemen herkesi hedefliyor ve bu, şu anda gerçekleşmekte olan ekip üyeliklerinin sadece bir kısmı. Toyota’nın kendisi de son zamanlarda EV’ler ve kendinden sürücülü otomobiller için bir ABD montaj fabrikası kurmak için Mazda ile çalışıyordu.
Tüm bağlantılı otomobil testleri zaten büyük bir veri yığını içeriyor ve bu da zamanla katlanarak yükseliyor. Toyota, araçlarla bulut bilişim arasındaki veri hacminin 2025 yılında ayda 10 exabyte’a ulaşacağını tahmin ediyor ve şirkete göre, aslında bu, mevcut miktardan yaklaşık 10,000 kat daha büyük. Ayrıca, özellikle Toyota ve Intel rekabete ayak uydurmayı planlıyorsa, bu verilerin bir kısmını bir birliktelik şeklinde bir araya getirmek çok mantıklı olacak.

YEKA GES Kapsamındaki Üretim Tesisi Ankarada Kuruluyor

Kalyon Holding Enerji Grup Başkanı Murtaza Ata, Güney Koreli ortaklarıyla birlikte ihalesini kazandıkları Karapınar Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) güneş projesine ilişkin son gelişmeleri AA muhabirine değerlendirdi.
Ata, proje kapsamında kurulacak ve 450 milyon dolar yatırım maliyeti bulunan Türkiye’nin ilk entegre yerli güneş paneli üretim fabrikası ile Ar-Ge tesisi için prensipte mutabakat sağladıkları Başkent OSB yönetimiyle tesisin kurulacağı arazi için gelecek haftalarda ön anlaşma imzalanacağını söyledi.
Sözleşmenin imzalanmasının ardından fabrikanın inşaatı için çalışmalara başlanacağını anlatan Ata, şöyle konuştu:
Karapınar güneş YEKA kapsamındaki yerli entegre güneş panel üretim fabrikamızı Başkent Organize Sanayi Bölgesi’nde kuracağız. Esasen biz entegre bir tesis yatırımı yapıyoruz. Entegre üretim tesisi ingot/wafer fabrikası, güneş hücresi üretim fabrikası ve panel üretim fabrikası olmak üzere üç fabrikadan oluşacak. Fabrikada dünyanın en yüksek teknolojisine sahip güneş panelleri üretilecek. Bu anlamda dünyadaki önemli birkaç tesisten biri olacak. Ortağımız Hanwha Q-Cells firması bu yatırıma bütün kaynakları ve stratejik birikimleriyle tam destek veriyor. Fabrikanın kapasitesi ilk etapta 500 megavat olacak ancak tesis yatırımını toplamda bin megavata kadar kapasite artışını mümkün kılacak şekilde planladık. Bu entegre fabrikanın kasım ayında temelini atmayı ve 2018 sonunda güneş paneli üretimine başlamayı hedefliyoruz.”
Toplam bin kişiye yakın mühendis ve teknisyenin çalışacağı fabrikayla birlikte, yüzde 80’i Türk mühendislerden oluşacak en az 100 araştırmacı mühendisin çalışacağı bir de Ar-Ge tesisinin faaliyete geçeceğini de anlatan Ata, “Panellerin 2018 sonunda üretiminin başlamasının hemen ardından, 2019’un ilk çeyreğinde de santralimizin kurulan ilk ünitelerinden elektrik üretimine başlayacağız.” dedi.

Rüzgar Enerjisinde Dev Yatırım İçin İzmir Çağrısı

Enerji Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Vatansever, Rüzgar Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalesini kazanan Siemens-Türkerler-Kalyon Ortak Girişim Grubu’nu tebrik ederken, ihale sonucunun yenilenebilir enerji sektöründe dönüm noktası olduğunu söyledi. Rüzgar enerjisi santralinin, kanat ve gövde fabrikası için en uygun kentin İzmir olduğunu dile getirdi.

RES YEKA ihalesi dünyanın en büyük RES yatırımcılarının kıyasıya yarışına sahne olurken, yerli katkı payıyla kW başına 10.3 dolar/cent alım maliyetinin, ihalede 3.48 dolar/cent e kadar düşmesi enerji sektöründe büyük yankı uyandırdı. İhale kapsamında yapılması planlanan RES kanat ve gövde fabrikası için en uygun kentin İzmir olduğunu düşündüklerini vurgulayan ENSİA Başkanı Vatansever; kentin, Türkiye’de üç kanat fabrikasına sahip tek şehir olduğunu hatırlattı. Alman Enercon’un 2001 yılından bugüne Ege Serbest Bölgesi’nde, Amerikalı TPI’ın 2012 yılından itibaren Menemen’de, General Electric çatısı altına giren LM Wind Power şirketinin ise geçen temmuz ayından itibaren Bergama Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yaptığını kaydeden Vatansever, “Her biri dünya devi olan firmaların İzmir’i seçmeleri elbette tesadüf değil. İzmir; yatırım olanakları, yan sanayi gücü, insan kaynağı, iklimi ve altyapıları tamamlanmış organize sanayi bölgeleri yatırımcılara en uygun yatırım iklimini sunuyor. Konsorsiyum üyesi olan şirketler de İzmir’in bu mukayeseli üstünlüğünü bilen ve kentte önemli yatırımları olan şirketler. Yenilenebilir enerji yatırımları için bir ‘hub’ olma vizyonu çizdiğimiz Bergama OSB, bu yatırım için en uygun seçeneklerden biri. OSB’lerimizde metrekare fiyatları, Marmara bölgesine göre yarıya yakın seviyede. ENSİA olarak Rüzgâr YEKA ihalesini kazanan firmalara bu konuda her türlü desteği vermeye hazırız. İzmir, ülkemizin ilk rüzgar türbini fabrikasına büyük bir mutlulukla ev sahipliği yapmaya hazırdır.” dedi.

Konsorsiyumun 1 milyar doların üzerinde yatırım yapacak olması kadar, %65’lik yerli katkı zorunluluğu olmasının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Vatansever, şu değerlendirmeyi yaptı: “ENSİA olarak kuruluş amaçlarımızın başında, yenilenebilir enerjinin ana ve yan sanayi yatırımlarında yerli katkı oranının artırılması geliyor. İhalede çıkan sonucu bu açıdan sevinçle karşıladık. İhaleye rüzgâr enerjisinde dünyanın en büyük on üreticisinin sekizinin teklif vermesi, ülkemize duyulan güvenin de bir göstergesi. 1000 MW gücündeki bu yatırım, ülkemizin mevcut RES kapasitesini %17 oranında artıracak. Türkiye’de yerleşik makine, ekipman ve komponent üreticileri de bu dev yatırım sırasında kendilerini gösterme, dünya ligine yükselme imkânı bulacaklar. Aynı durum üniversitelerimiz için de geçerli. Bugüne kadar rüzgâr enerjisinde sınırlı bir çalışma yapan üniversitelerimiz, teori ile pratiği bütünleştirme şansını yakalayacaklar. Bu ihalenin kaybedeni yok. Devlet, yan sanayici, üniversitelerimiz, bilim adamlarımız, tüketicilerimiz ve tabii ki konsorsiyum üyesi firmaların hepsinin kazanacağı bir süreç başlıyor.”

EWE Türkiye Grubu’ndan Kayseri’ye GES Yatırımı

EWE Türkiye Grubu, yeni bir sektöre daha adım atarak Türkiye’deki yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. EWE Turkey Holding, Kayseri İncesu’da 52 bin metrekarelik bir alana güneş enerjisi santrali kuruyor. Santralin anahtar teslimi yapım işi (EPC) aynı zamanda enerji verimliliği hizmeti de veren EWE grup şirketlerinden Enervis tarafından üstlenildi. 7 futbol sahası büyüklüğündeki güneş santrali, 2300 dairenin elektriğini karşılayabilecek.

Dünyada günden güne artan enerji talebi ve kaynakların azalması, yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesini ve bu alandaki yatırımları daha da önemli kılıyor. Türkiye’de enerji verimliliği ve anahtar teslimi güneş enerjisi santrali kurulumu alanında projeler geliştiren Enervis de, sürdürülebilir enerji alanındaki hizmetlerine EWE Turkey Holding’in kuracağı güneş enerji santrali ile devam ediyor. Ağustos ayında başlatılan projede güneş enerjisi santrali için Kayseri İncesu’da 52.000 m2’lik bir alan, yaklaşık 12.500 adet güneş paneli ile kaplanacak. Yatırım bedeli 3 milyon 600 bin Euro olan projenin gerçekleştirileceği alan yaklaşık 7 futbol sahası büyüklüğünde. Yapımı esnasında Dünya’daki en iyi uygulamaların göz önünde bulundurulduğu santral, birçok açıdan bölgede ve ülkede yapılacak güneş enerjisi santralleri için örnek bir proje olacak. Bu bağlamda, santralin yapımında bazı ilkler de hayata geçirilecek.

Yaklaşık 50 kişinin çalıştığı proje kapsamında alanda güneş panellerinin yanı sıra yaklaşık 50 adet de inverter kullanılıyor. Almanya’da 320 MW’ın üzerinde kurulu güce sahip olan EWE AG’nin yenilenebilir enerji alanındaki know-how’ı Türkiye’deki grup şirketlerine aktarması bu projede büyük önem taşıyor.

3 MW kurulu güce sahip olan santral, yıllık yaklaşık 5 milyon kWh üretimle 2300 konutun elektrik ihtiyacını yenilenebilir ve temiz enerjiyle karşılayabilecek. Türkiye’nin enerji ışınımı açısından en verimli şehirlerinden olan Kayseri’de yapacağı yatırımla EWE Türkiye, yenilenebilir enerji alanında yapılacak yeni projelerin de önünü açıyor. Almanya’nın öncü enerji şirketlerinden EWE AG’nin yenilenebilir enerji alanındaki tecrübe ve bilgi birikiminden aldığı güçle yatırımlarını sürdüren Enervis vasıtasıyla EWE Türkiye, enerji verimliliği ve anahtar teslimi güneş santrali yapımı alanında etkin ve verimli çözümler sunmaya devam ediyor. Türkiye enerji piyasasında yaklaşık 10 yıldır faaliyet gösteren EWE Türkiye, yeni teknolojilere yatırım yaparak Türkiye’deki yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor.